Bütün kötü işleri defalarca deşifre olan KOÇ istanbul sözleşmesi'nin neden ateşli savunucusu?

Cinsiyetsizlik propagandası yapan, ahlaksız projelere destek veren, çocuk kitaplarına bile sapkınlığı işleyen ve aile yapısı ile gelecek nesillerin altına dinamit döşeyen Koç'u, daha önce bi çok kez deşifre edilmesine rağmen istanbul sözleşmasini dayatmayla savunmasının gerçek nedenleri işte yine ortaya çıktı. Bakın neden ateşli bi şekilde savunuyorlar.

Bütün kötü işleri defalarca deşifre olan KOÇ istanbul sözleşmesi'nin neden ateşli savunucusu?
  • 26 Temmuz 2020, Pazar 0:42

 Küreselcilerin Türkiye'deki taşeronluğunu yürüten Koç Holding yayımladığı ültimatom gibi bir açıklamayla İstanbul Sözleşmesi'ne sahip çıktı.

Cinsiyetsizlik propagandası yapan, ahlaksız projelere destek veren, çocuk kitaplarına bile sapkınlığı işleyen ve aile yapısı ile gelecek nesillerin altına dinamit döşeyen Koç'a sosyal medyadan büyük bir tepki geldi.

Öte yandan Koç'un bu açıklaması Akit'in deşifre ettiği haberleri akıllara getirdi.

İşte Akit'in Koç'u deşifre ettiği o haberleri:

Ahlâksız projenin ortağı Koç çıktı
Gençlerin zihinlerini bulandıracak, çocukların kadın erkek algısını yerle bir edecek sapkın fitnenin “Toplumsal Cinsiyet Eşitliği” (TCE) kılıfı altına gizlendiği projenin arkasından Koç Holding çıktı. Okullarda UNICEF ve İngiliz menşeili British Council ile iş dünyası ve toplumsal hayatta BM Nüfus Fonu ve İsveç’le birlikte Türkiye’ye aşılanmak istenen TCE sapkınlığında ortaklık görevinin Koç Grubu’na verildiği belirlendi. TCE’yi toplumun tamamına yayabilmek için medyayı silah olarak kullanmaya çalışan Koç’un, 2017’den bu yana yürütülen faaliyetlerde pazarlama, iletişim uzmanı, reklam ajansı ve sosyal medya mecralarını seferber ettiği öğrenildi. Koç’un TCE raporlarında ise bu kavramın cinsiyet değişikliği anlamına geldiğinin net olarak vurgulandığı tespit edildi.

Sapkınlığa kamufle
Kamuoyunun tepkisini çeken Toplumsal Cinsiyet Eşitliği uygulamaları “cinsiyetsiz toplum oluşturma amaçlı sinsi plan” olarak değerlendiriliyor. Kadın-erkek eşitliği kılıfı altında 2015’te BM tarafından icat edilen TCE zırvası, eşcinselliğin kamufle edilmiş hali olarak özellikle çocukların ve gençlerin beyinlerini yıkama aracı olarak kullanılıyor. Kamu kurumlarına kadar sirayet eden bu sapkın uygulama, 2014-2016 yılları arasında British Council öncülüğünde Milli Eğitim Bakanlığı’nda da uygulanmıştı. Bakan Ziya Selçuk döneminde rafa kaldırılması için düğmeye basılan uygulamanın, toplumsalda ve iş dünyasında yaygınlaştırılabilmesi için ise Koç’un “ortak” yapıldığı kaydedildi.

Projenin ortağı Koç
Koç Holding’in “İletişimde Toplumsal Cinsiyet Eşitliği” adıyla 2017’de Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA) ve İsveç TCE Ana Akımlaştırma Komitesi (JämStöd) ile anlaşma yaparak ortak faaliyette bulunma kararı aldığı belirlendi. “Cinsiyet Eşitliği Atölyeleri” olarak adlandırılan projeyi geniş kitlelere ulaştırmak için adeta seferberlik başlatıldığı bildirildi. Koç’un TCE Atölyeleri için bugüne kadar 100’ün üzerinde pazarlama ve iletişim uzmanını sahaya sürdüğü öğrenildi. TCE fitnesini yaygınlaştırabilmek ve toplumun tamamına yayabilmek için medyanın silah olarak kullanıldığı proje kapsamında 30’u aşkın reklam, PR ve sosyal medya ajansının çalışma yürüttüğü aktarıldı.

Kadınlar evin dışına
Koç’un gençlerin zihinlerini bulandıracak, çocukların kadın erkek algısını yerle bir edecek TCE projesinde mücadele edilmesi amaçlanan unsurlar şöyle sıralanıyor: “Kadınların evin içinde, erkeklerin evin dışında konumlandırılması.”, “Yemek, bulaşık, temizlik işlerinin kadınlara; para kazanma ve iş hayatı sorumluluğunun erkeklere atfedilmesi.”, “Erkeğin yemek masasında başta oturması, kadının yanda kalması. Devlet adamı, insanoğlu, bilim adamı, işadamı, adam gibi adam, hanım evladı, sözünün eri, adam akıllı, kız gibi davranmak, kız başına, eksik etek gibi ifadeler.” “’Her başarılı erkeğin arkasında bir kadın vardır’ şeklindeki atasözleri.”

Gaye cinsiyet değişikliği!
Gençleri eşcinsellik ve kimlik bunalımına itecek sapkınlık kokan TCE projesinin baş yürütücülerinden Koç Holding’in bu kapsamda “İletişimde Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Rehberi” isimli bir rapor hazırladığı öğrenildi. TCE fitnesindeki ana gayenin açığa çıkarıldığı İletişimde TCE Kılavuzu rehberinde, aleni olarak cinsiyet değiştirilmesinden bahsediliyor. Raporda “Biyolojik cinsiyet doğuştan gelen biyolojik özelliklerdir. Toplumsal Cinsiyet ise değiştirilebilir” deniliyor.

Sözde cinsiyet rollerinin işlendiği raporun 9’uncu sayfasında “Biyolojik Cinsiyet” ve “Toplumsal Cinsiyet” tanımları yer alıyor. Biyolojik Cinsiyet başlığı altında “Doğuştan gelen biyolojik ve fizyolojik özelliklerdir, öğrenilmez, bireylerin hangi genetik yapıyla dünyaya geldiğini tanımlayan kavramdır, evrenseldir” maddeleri yer alıyor. Toplumsal Cinsiyet’in ne demek olduğu ise şu maddelerle sıralanıyor: “Doğuştan gelmez, öğrenilir. Temelleri biyolojik farklara dayanmaz. Çocuklukta öğrenilmeye başlanır. En önemlisi, değiştirilebilir.”

Koç, Toplumsal Cinsiyet Eşitliği zırvasını spora taşıyor! Bu iş delikanlı Fenerlileri bozar
BM ve UNICEF’in Siyonist küresel projesi olan Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Projesi’ni bütün şirketlerinde uygulamaya koyan Koç Grubu, şimdi de yönetiminde olduğu Fenerbahçe Kulübü’nde uygulama soktu. Fenerbahçe Kulubü’nü sözde “kapsayıcı spor kulübü” yapma hedefiyle uygulamaya konulan Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Projesine Koç şirketi olan TÜPRAŞ sponsor oldu.

KOÇ BM’nin taşeronu gibi
Fenerbahçe Spor Kulübü’nün resmi sayfasından yapılan duyuruda, “Kulübümüz geçtiğimiz sezon ‘Kapsayıcı Spor Kulübü’ olma hedefiyle Tüpraş’ın desteğiyle Birleşmiş Milletler Kadın Birimi (UN Women) ile gerçekleştirdiği iş birliği doğrultusunda kadın ve erkek ‘Birlikte Eşitiz’ diyerek Toplumsal Cinsiyet Eşitliği konusunda herkesi dayanışmaya ve harekete geçmeye çağıran HeForShe hareketine dâhil oldu.” şeklinde yer verilen ifadeler, KOÇ Grubu’nun BM ve UNICEF eliyle Türkiye’de uygulanmak istenen aileyi tahrip etme projelerinin taşeronluğuna soyunduğunu ortaya koydu.

Bu iş Fenerbahçelileri bozar
Kadın ve erkek cinsiyetini bozarak eşcinsel bireyler oluşturmayı amaçlayan Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Projeleri, son 4 yıldan bu tarafa okullarda ve birçok kurumda AB sponsorluğunda uygulanmaya çalışıyor. Siyonist projeye en büyük desteği ise Koç Grubu’nun vermesi dikkat çekiyor. Koç Grubu kendi şirketlerinde uygulamaya koyduğu projeye şimdi de kontrolünde bulunduğu ve sponsor olduğu spor kulüplerini eklemeye başladı. Fenerbahçe sitesinde yayınlana duyuruda, Fenerbahçe spor kulübünün “cinsiyeti bozma” projeleri için bir uygulama platformu olduğu şu cümlelerle ifade edildi:

“Fenerbahçe Spor Kulübü olarak sporun toplumsal cinsiyet kalıpları ve rollerini sorgulamak ve yeniden yazmak için çok önemli bir platform olduğuna inanıyoruz. Dünyaya örnek olan bu iş birliğini hayata geçiren Fenerbahçemizin yapmakta olduğu çalışmaların en önemli ayaklarından biri toplumsal cinsiyet eşitliği eğitimleri.

Gay futbolcu, lezbiyen voleybolcu… Sırada ne var?
Okullarda eğitim gören milyonlarca çocuğun cinsiyet karakteriyle oynayarak sapkın eğilimleri artırarak aileyi dağıtma hesapları yapan Siyonist akıl, toplum genelinde büyük bir etkiye sahip olan spor alanını da boş bırakmıyor. Siyonist aklın taşeronluğunu yapanlar, toplumun büyük çoğunluğunun ilgi gösterdiği spor alanını kullanarak gençleri ve çocukları cinsel sapkınlığa karşı duyarsız hale getirmek istiyorlar. Fenerbahçe’den yapılan duyuruda, “Toplumsal cinsiyet eşitliğini Fenerbahçemizin kültürü haline getirmek için ilk adım olarak kendi iç eğitmenlerimizi yetiştirmekle yola çıkıyoruz. Çalışanlarımız, sporcularımız ve teknik ekiplerimiz arasında yaygınlaştıracağımız toplumsal cinsiyet eşitliği eğitim ve seminerleri yetişkin eğitimi ve toplumsal cinsiyet eşitliği alanında çok tecrübeli olan AÇEV tarafından yapılıyor.” şeklindeki ifadeler, sapkınlığı meşrulaştırmak isteyenlerin amacını net şekilde ortaya koyuypr.

Fenerbahçeyi dönüştüreceklermiş
Fenerbahçe’den yapılan duyuruda, TCEP uygulamalarının nihai ve sinsi amacının ne olduğu da şu ifadelerle anlatılıyor:

“Düzenlenecek eğitimlerle kulübümüzün ve bağlı şirketlerin pek çok farklı departmanından 30 çalışanımız ‘toplumsal cinsiyet eşitliği eğitimcileri’ olarak yetiştiriliyor. Eğitimin ardından eğitimci adaylarımıza AÇEV tarafından birebir süpervizyon desteği de verilerek toplumsal cinsiyet eşitliği seminerlerini yaygınlaştırmaları sağlanacak.

Gönüllü eğitmenlerimiz alacakları sertifikaların ardından kurumumuzun kendi bünyesindeki eğitmenler olarak tüm birimlerimize, sporcularımıza, antrenörlerimize verecekleri eğitimlerle kulübümüzün toplumsal cinsiyet eşitliği konusundaki dönüşüm ve gelişiminde rol alacaklar. 

Kulüp çalışanlarımızı harekete geçirerek eşitlikçi kurum kültürüne katkıda bulunmak ve bu yolla erkek egemen görünen ve algılanan spor dünyasında zihniyet dönüşümünü tetiklemek, kulübümüzün bu projedeki en önemli amaçları arasında yer alıyor. 

Daha iyi bir toplum, daha iyi bir gelecek ve aydınlık yarınlar için 'Birlikte Eşitiz’ diyerek HeForShe hareketine dahil olan kulübümüz, toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda yaşayacağı dönüşüm ile kitleleri harekete geçirip farkındalık yaratarak ulusal ve uluslararası arenada örnek kulüp olacak adımlarına devam edecek.”

Dev firmalardan “cinsiyetsizlik” propagandası!
Türk aile yapısını dinamitleyen ve cinsiyetsizleştirme bataklığına zemin hazırlayan Toplumsal Cinsiyet Eşitliği (TCE) ifsadı, dev firmalar tarafından destekleniyor. Milyonlarca lira harcanarak çekilen reklam filmleri aracılığıyla cinsiyetsizlik ve sapkınlık olağan hale getiriliyor. Ülkemiz üzerinden milyonlarca dolar kazanan Koç Holding, Bosch, Audi, Barbie, Dove, Nike, Orkid gibi firmalar tarafından sipariş edilen reklam filmlerinde TCE maskesiyle cinsiyetsizlik vurgusu yapılıyor.

Fıtratla savaş
Kendi alanlarında ülkemizde büyük bir pazarın sahibi olan firmalar, Müslüman Türk milletinden kazandıkları paralarla sosyolojik yapımıza telafisi imkansız bir darbe vuruyor. Koç Grubu’nun 8 Mart Dünya Kadınlar Günü bahanesiyle yayınladığı reklam filmi buram buram cinsiyetsizlik kokuyor. “Roller çoktan değişti. Cinsiyetlere dair kalıp yargıları ortadan kaldırmak her şeyden önce fark etmekle başlar” sözleriyle cinsiyetsizliğin meşru hale getiriliyor. Koç’un bu tavrı Müslüman mahallesinde salyangoz satmak olarak yorumlanıyor.

Cinsiyet fitnesi
Daha önce Türkiye’yi karalayan reklam filmlerine imza atan Orkid isimli hijyen markası da aynı kirli propagandaya TCE zırvası üzerinden devam ediyor. ‘Kız gibi yap’ mottosuyla hazırlattığı reklamda, doğuştan gelen toplumsal rolleri reddeden bir bakış açısı sergileyen Orkid, ilahi düzene kafa tutuyor. Dove isimli sabun markası da “MyBeautyMySay” isimli reklam filminde, kadın ve erkeğin dış görünüşlerinin önemsenmemesi çağrısında bulunuyor. Audi’nin çektiği reklam filminde ise çocukların, kendilerine bahşedilmiş uhrevi hikmetleri reddetmesi telkini de bulunuluyor. Oyuncak pazarının önde gelen firmalarından olan Barbie’nin reklam filminde ise, cinsiyet kavramı da masumane davranışlar üzerinden önemsizleştiriliyor.

İyilik maskesi
Nike’in ‘Unlimited Courage’ isimli reklam filminde Chris Mosier isimli eşcinsel bir sapkını oynatarak, LGBTİ sapkınlığı olağan hale getiriliyor. Bosch da iki farklı cinsiyetin özelliklerini reddeden bir reklam filmine imza attı. 3 çocuklu bir ailenin anlatıldığı reklam filminde, alışılageldik baba figürünün dışında bir karakter üzerinden mesaj veren Bosch, kadın ve erkek kavramlarını yerle bir ediyor.

Koç’un çocukları sapkınlığa teşvik eden kitabı halen piyasada! Bu rezalete ne zaman dur denilecek?
Çocuklara yönelik sapkın yayınların ardı arkası kesilmiyor. Zümrüt Apartmanı adlı pedofili içerikli kitabın Kültür Bakanlığı tarafından nasıl onaylandığına dair hiçbir açıklama yapılmazken, Yapı Kredi Yayınları’nın bastığı “çocukları eşcinselliğe teşvik edici” kitapların satışı da halen sürüyor. Sözde aile hakları bildirgesi olarak yayınlanan kitapta çocuklara “hak” olarak sunulan davranışların, Toplumsal Cinsiyet Eşitliği adı altında reklamı yapılan LGBT sapkınlığının propagandası niteliğinde.

Nikahsız ilişki anne-baba hakkı olarak yansıtılıyor
Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan ahlaksız kitap serisinin, “Anne Hakları Bildirgesi” ve “Baba Hakları Bildirgesi” adlı kitaplarında, “Kimle isterlerse onunla, diledikleri gibi yaşama ve diledikleri gibi çocuk sahibi olma hakkı vardır” ifadeleriyle, nikahsız ve gayrı meşru ilişki bir hak olarak gösteriliyor. Ahlaksız kitapların küçük yaştaki çocuklara yönelik olarak yayınlanması ise Müslüman Türk toplumunun aile yapısını bozmaya yönelik bir girişim olarak değerlendiriliyor.

Eşcinsel ilişki çocuklar için “hak” olarak sunuluyor 
Erkek Çocuk Hakları ve Kız Çocuk Hakları adlı kitaplarda yer verilen “İstedikleri kişiyi sevme hakları vardır: Kız ya da erkek (ya da her ikisini de)” ifadeleriyle de eşcinsel ilişkinin meşru bir hak olduğu öne sürülüyor. Ahlaksız ve gayrı meşru ilişki biçimlerini normalleştirmeye ve bir hak olarak görülmesini sağlamaya dönük yayınlanan kitaplar, aile yapısının temeline konulmuş bir dinamit olarak değerlendiriliyor.

Kültür Bakanlığı neden onay veriyor?
Yeniakit.com.tr’ye konuşan Türkiye Aile Meclisi Sözcüsü Adem Çevik, yayınevleri tarafından basılan kitapların denetimini yapan Kültür ve Turizm Bakanlığına seslenerek, “Toplum yapımızı çökerten, ahlak ve maneviyat düşmanı bu tür kitapların yayınına nasıl müsade ediliyor. Bu kitaplar denetimden geçmeden mi yayınlanıyor. Burada ciddi bir sorun var. Pedofili içerikli bir kitabın basımına kim izin veriyor. Eşcinsellik reklamı yapılan kitaplara nasıl izin verilebiliyor. Bakanlıktan bunun cevabını bekliyoruz ve bu tür kitapların sıkı denetimden geçirilmesini talep ediyoruz.” dedi.

Yapı Kredi’yi “eşcinsellerin bankası” olarak ilan edeceğiz
Eşcinselliği “hak” olarak yansıtan kitabı satmaya devam eden Yapı Kredi Yayınları’na da tepki gösteren Adem Çevik, “Yapı Kredi Yayınları’ndan bu kitapları derhal piyasadan çekmesini istiyoruz. Bu kitapların satışını devam ettirmesi halinde, Yapı Kredi Bankası’ndaki hesaplarımızı kapatacağımızı, toplumsal bir tepki kampanyası başlatacağımızı ve Yapı Kredi’yi ‘eşcinsellerin bankası’ olarak ilan edeceğimizi ifade etmek istiyorum.” şeklinde konuştu. 

Uluslararası Af Örgütü’nün mesajı amaçlarını ortaya koyuyor
Yapı Kredi Yayınları tarafından basılan sözde aile hakları bildirgesi içerikli kitaplar, Uluslararası Af Örgütü tarafından destekleniyor. Kitapların arka kapağında yer verilen Uluslararası Af Örgütü’nün mesajı, bu kitapların hangi sinsi amaçlarla yayınladığını da şu ifadelerle gözler önüne seriyor:

“Uluslararası Af Örgütü, basmakalıp fikirleri yıkıp geçen bu “bildirge”yi destekliyor. Kız, erkek ayırmaksızın herkes arasında eşitliğe saygının önemini hatırlatmak için icat edilmiş haklardan oluşan bu mizahi liste, çocuk, genç, yetişkin, her bireyi düşündürecek, eğlendirecek, gülümsetecek.”


 

Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

yukarı çık