Gelecek Partisi’nin eşcinselseverlerle imtihanı

AK Parti'den ayrılanların kurduğu partilerdeki dindarlar, Başkan Erdoğan'ı devirme hedefine ulaşmak için, eşcinselleri savunan barolara destek çıkmayı bile göze aldı.

Gelecek Partisi’nin eşcinselseverlerle imtihanı
  • 27 Haziran 2020, Cumartesi 22:41


AK Parti'den ayrılanların kurduğu partilerdeki dindarlar, Başkan Recep Tayyip Erdoğan'ı devirme hedefini gerçekleştirebilmek için, eşcinselleri savunan barolara destek çıkmayı bile göze aldı.

Karar gazetesindeki Davutoğlu’cu yazarların yanı sıra, Gelecek Partisi kurucuları arasında yer alan Bahadır Kurbanoğlu da, “İktidarın amacı avukatların sorunlarını çözmek mi?” başlığı ile yazdığı makalede, “iktidar-eşcinselleri savunan baro yönetimleri” tartışmasında, tercihini eşcinselleri savunan barolardan yana kullandı.

Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın Nisan ayının son haftasındaki hutbede zina ve eşcinseller konusunda İslam’ın hükümlerini hatırlatarak Müslümanları uyardığı sözlerinin hemen ardından, Ankara Baro Başkanı Erinç Sağkan’ın, İslam'ın hükümlerinin hatırlatılmasını, “Nefret dili” olarak tanımlaması ile başlayan tartışma, hükümetin “Barolar kendi alanları dışında konuşma yapmasınlar.. Yapan olursa, avukatlar o barodan ayrılıp, başka baro kurabilsinler” düşüncesi ile kanun değişikliğine kadar gelmişti..

Gelecek Partisi kurucusu Kurbanoğlu, yazısında şu ifadeleri kullandı:

“Siyasetin uzunca bir süredir sorunların çözümünde ‘Ben yaparım olur’ mantığını gütmesi ve bu mantığa işlerlik kazandırdığı hadiselerin vakay-ı adiye haline gelmesi bir yana; KHK’lılar, bir elin parmaklarını geçmeyen asker anneleri, gaziler vb. hadiselerde de gördüğümüz üzere toplantı ve gösteri yürüyüşlerine dönük hukukla sorunlu görüntüler arzeder bir yol izlemekteydi.”

Baroların kanundaki sınırlarını aşarak, TBMM'nin görev alanını daraltmaya çalışması ve baro seçim usûlünün değiştirilemeyeceği yönündeki tehditlerini eleştireceğine, halktan oy alarak seçilmiş iktidarın kanun değişikliğine hazırlanmasını otoriteleşme olarak değerlendirerek yorumlayan Kurbanoğlu, yazısına şöyle devam etti:

“Aslında iktidarın amaçladığının tersine olmak kaydıyla, abartılı, gereksiz müdahaleler sosyal medya yoluyla kamuoyunda normalin üzerinde etki yapmakta, Türkiye’nin hukuktan uzaklaşmakta olduğu görüngüsüne malzeme sunmaktan başka bir işlev de görmemekteydi. Lakin otoriterleşme yolunda karar kılmış her iktidar bu hatalara düşmekten kendini alamadığı gibi, bugün de tarih tekerrür ediyordu. Her gereksiz müdahalede olduğu gibi, burada da siyasi iktidarın eksi hanesine yazılan bir tablo ortaya çıktı.”

Eşcinsellere sahip çıkan barolardaki ahlaksızlığı değerlendirmesi beklenen Bahadır Kurbanoğlu'nun, AK Parti iktidarına yönelik olarak “Ahlaki meşruiyet zeminini yitirmiş” değerlendirmesi yapması dikkat çekti..

Türkiye'de hain darbe girişimine imza atanların soruşturulduğu dosyalarda, hâlâ kripto isimlerin tespit edilemediği gerçeğini gözardı ederek, isim vermeden, casusluk yapanlara bile sahip çıkarak, “durduk yerde insanların terör suçlusu ilan edildiği” iddiasında bulunan Kurbanoğlu, İslam’da kesinlikle yasaklanan zina ve eşcinsellik fiillerine yönelik dini hükümleri nefret dili diye mahkum etmeye çalışan barolarla ilgili net bir eleştiri yapmadığı halde, AK Parti'ye yönelik olarak ise şu tanımlamaları yaptığı görüldü:

“Ben yaparım olur biter tavrı…”
“Kendi iktidarını sürdürme adına her türlü güvenlikçi, tek tipçi, tekelci otoriterleşme içeren adımları atmaktan çekinmeyen…”

“İktidarın keyfe keder, sınır aşımlarına dayalı yaklaşımlarına karşı bir şekilde hukukun işlemesi adına denetim ve itiraz gücü oluşturan yapıların zayıflatılıp zaafa uğratılması hedefi güdüldüğü…”

“Yani bu defa hükümet, kendi cephesiymiş gibi görünen kesimlerden de yeteri kadar eleştiri alması bir yana; mevcut resim, başka konularda da ahlaki meşruiyet zeminini yitirmiş olan iktidarın uygulamalarına dönük bize başka şeyler de söylüyor!”

“Vakıflara kayyım atayan…”

“Üniversite kapatan…”

“Basın susturan…”

“Tweet atanları tutuklayan…”

“Korona morona dinlemeden uzun tutukluluklarla yaklaşık 80 bin kişiyi içeride tutan…”

“Yaşlı, kronik hasta, lohusa, çocuklu demeden insanların yaşam ve sağlık haklarını hiçe sayan…”

“Abuk subuk kriterlerle yüzbinlerce terör şüphelisi oluşturan…”

“Geniş kesimlerin canını yakan bir iktidar yapısı…”

Eşcinselliği bir hak gibi gören ve insanları da bu yönde kanalize eden baroların pervasızlığını, kanun değişikliği yaparak bundan sonrası için “görev dışı” konularda sınırlandırmaya çalışan siyasi iktidarı, “geviş getirme” imasında bulunarak, hayvana benzeten ve “geveleme” fiilini isnat eden Gelecek Partisi kurucu üyesi şu sözlere imza attı:

“Efendim ‘çoklu baro’ olsun, çeşitlenme artsın, işte demokrasi…, falan diye gevelemenin bir anlamı olmadığını, meselenin mihenk taşını teşkil etmediğini cümle alem bilmekte."

Kurbanoğlu, sağ-muhafazakar yapıdan rahatsızlığını da dile getirdiği yazısını şu ifadelerle bitirdi:

“İktidar, elinden gelse tüm baroları sağ-muhafazakar bir yapıya büründürmek ister mi? İster. Neden? Gidişata dönük oyunbozanlık yapmaz, zımni-açık destek verir diye mi? İşte öncelikle baroların içinde kendisinden umut devşirilen bu çevreler ve kimlik sahipleri yastığa başlarını koyduklarında bu gerçekle bir yüzleşmeliler!”

 

Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

yukarı çık