Lütfiye Selva Çam Başortüne dil uzatan, Bunlar Analarını Satar diye size hakaret edenleri mahkemeye verdinizmi? Onlara da dava açtınız mı?

Yazar Abdurrahman dilipak hakkında 81 ilde dava açılacağını belirten Ak Parti kadın kolları başkanı Selva Çam'a soruyoruz. Sizin başörtünüze,dininize,yaşam tarzınıza,ünüversitelerde, örtünüze karışan, bunlar analarını da satar diye aşağıık bir ifadeyle size hakaret edenlere dava açtınız mı? Açtıysanız sonucu ne oldu açıklarmısınız? İstanbul Sözleşmesini bu kadar ateşli bir şekilde savunmanızın hatta toplumda sevilen bir yazarı topyekün linç edecek kadar savunmanızın arkasındaki sebeb nedir?

Lütfiye Selva Çam Başortüne dil uzatan, Bunlar Analarını Satar diye size hakaret edenleri mahkemeye verdinizmi? Onlara da dava açtınız mı?
  • 08 Ağustos 2020, Cumartesi 13:28

Biz bu ülkede, bir üniversitede, iki üniversitede değil..

Sadece devlet üniversitelerinde değil.. Vakfı üniversiteleri de dahil olmak üzere, tüm üniversitelerde, gaddarca uygulanan başörtü yasağı gördük..

Kadına şiddetin, kadına karşı ayrımcılığın dik âlâsı olan o yasağı uygulayanların, “peruk altında başörtüleri var mı” diye yaptırdığı kontrolleri yaşadık..

Kimsenin çıtının çıkmadığı o günlerde,  “Edirne’den Kars’a kadar uzanan kesintisiz el ele tutuşularak başörtü yasağının protesto edildiği eylemi organize ettiği” gerekçesi ile Akit yazarı Abdurrahman Dilipak’a, idam cezası talepli açılan davaları gördük, yaşadık..

O tarihlerde, üniversitedeki kızların, 1999 depremi sonrasında dahi fakültelerine alınmamalarını protesto ederek, “7.4 yetmedi mi?” afişi taşımalarını ahlaksızca, edepsizce sözlerle mahkum etmeye çalışan Fatih Altaylı’ları yaşadık.. Altaylı’nın değil, Altaylı’ya cevap veren gazetecilerin, bu ülkenin mahkemelerinde mahkum edildiklerine şahit olduk..

Belki muhataplarımız, “Biz o tarihlerde siyaset sahnesinde değildik” diyebilir..

Eyvallah..

AK Parti’nin kuruluşundan sonraki örneklerle devam edelim..

AK Parti kurucuları arasında yer alan başörtülüleri gerekçe göstererek, “Kuruculuktan çıkarılmaları gerekir” diye ihtar yollayan başsavcılar gördük.. 

O başsavcılara kimsenin ses çıkaramadığı günlerde, Akit’in korkusuzca attığı manşetleri, Abdurrahman Dilipak’ın çekinmeden yazdığı makaleleri okuduk..

Tek başına iktidara gelmiş AK Parti’nin Genel Başkanı, aynı zamanda Başbakan olan Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın, GATA’da bir hastayı ziyaret etmesini engelleyen generalleri gördük..

O generalleri alkışlayanların olduğu Türkiye’de, hakkı haykıran Dilipak’ı, Akit’in yazarlarını okuduk..

Hızlı hızlı geçiyorum.

Yoksa hepsini yazmaya kalksak..

Ne köşe yeter, ne gazetenin tüm sayfaları..

Ne de..

Ciltler dolusu kitaplar yeter..

Türkiye’de en çok satan gazetelerden birisinde, başyazarlık yapan Oktay Ekşi’nin “Analarını bile satarlar” şeklinde yazdığı yazıyı okuduk, onlarca, yüzlerce AK Partilinin değil, sadece Tayyip Erdoğan’ın açtığı davayı ve o açılan davanın reddedildiğini gördük..

Gezi isyanında, yapılan köprü ve otoyollara itiraz edenlerin, Tayyip Erdoğan’a, onun annesine, eşi Emine Hanım’a, kızlarına küfürlerini gördük..

Sözcü gazetesinde, bulmaca adı altında, Tayyip Erdoğan’a yapılan en iğrenç, en adice küfürleri gördük..

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın ailesi hakkında, onlarca saygısız, küfür içerikli sataşmalara şahit olduk.. Akit’te cevaplarını verdik, ama ayağa kalkan AK Partili kadınlar göremedik.. “Erdoğan karşınızda, eşinden, annesinden, kızlarından ne istiyorsunuz” diyen göremedik..

Geldik..

Bu uzun süreçte, her daim bu ülkenin kadınlarının haklarını kazanmaları için, üniversitelerde okuma haklarının engellenmemesi için, tahkir edilmemeleri, edepsizce hakaretlere maruz kalmamaları için gecesini gündüzüne katan Abdurrahman Dilipak’a..

Hani baskıcı, despot çevrelerin açtıkları davalara alıştık da..

28 Şubat sürecinde, Çevik Bir’in yaptığı suç duyuruları sonucunda ağır ceza mahkemesinde açılan ceza davalarında bir günde 15 dosyadan ifade verdiğine şahit olduğumuz Abdurrahman Dilipak’a..

DGM’de bir dosyası kapanmadan, diğer dosyası açılan Dilipak’a.

Şu kadın grubunun övmesi için, bu kadın derneğinin iltifatını kazanmak için değil..

Allah rızası için bu mücadeleyi yapan Dilipak’a..

İstanbul Sözleşmesi ile ilgili yaptığı eleştiriler sebebi ile..

Şimdi, AK Parti Genel Sekreteri Fatih Şahin’in açıklamasındaki tazminat davası açılacağı “müjde”si (!) yetmemiş..

Bir de..

AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları Başkanı Lütfiye Selva Çam’ın açıklamasına göre..

Başta partinin genel merkezi olmak üzere, 81 il kadın kolu başkanı suç duyurusunda bulunacakmış..

Bugüne kadar, “Anasını satarlar” hakareti için suç duyurusunda bulunmamış.

Emine Erdoğan’a, Tenzile Erdoğan anneye yapılan edepsiz küfürler için suç duyurusu yapmamış olanlar..

Şimdi Dilipak’a..

Hem de 81 ilden birden..

Suç duyurusu yapacaklarsa..

Bunu organize etmek için vakit harcıyorlarsa..

“Türkiye’de sorunları çözdük, sıra Abdurrahman Dilipak’a suç duyurusunda bulunmaya geldi” diyorlarsa..

Ben kendilerine onlarca, yüzlerce devasa skandal yanlış uygulamalardan..

Küçük, çok küçük bir  tanesini hatırlatayım..

Dünkü gazetemizde, spor sayfasında, Ahmet Gülümseyen yazdı..

“Dans etmeyen, beden eğitimi ve spor öğretmeni olamıyor” başlıklı bir yazı ile, kimsenin dillendirmediği, ama eminim ki, binlerce genç kızımızın, “Bu rezaletten nasıl kurtulabiliriz” diye kara kara düşündüğü ve çözüm bulamadığı bir sorunu AK Parti’nin kadın haklarını önceleyen yetkililerine aktarmış olayım..

Beden eğitimi öğretmeni olabilmek için verilen lisans eğitiminde, kız öğrencilerin istememelerine rağmen, erkeklerle dans etmeleri zorunluluğunu öngören uygulamayı, Gülümseyen’in yazısından bazı bölümleri ile aktarayım:

“Dans alıştırmaları, bireysel ve egzersizler, vals, tango, caz… Tüm bu detaylar, hiçbir yönüyle Müslüman Türk Kültürüyle uzaktan-yakından ilgisi yok. Fakat siz çıkıp diyeceksiniz ki; ‘Bu dersi almazsanız, öğretmen olamazsınız?’ Adama sormazlar mı; günümüz Türkiye’sinde Batı hayranlığı taşıyan bu zorbalığa-yaptırıma niçin mecbur bırakılıyoruz? (…)

Siz bu öğrencilerin inançları, örf, adet, gelenek görenek, kısaca kültürleriyle bağdaşmayan bir dersi (Ritim Eğitimi ve Dans) almalarını mecbur bırakıyorsunuz. Bunun hangi anlayışa karşılık geldiğini, tarafımıza ulaştırılan şikâyet mailleri de ayan beyan ortaya koyuyor. (...) Dileriz YÖK, eğitim ve öğretim dönemi başlamadan ‘Ritim Eğitimi ve Dans’ dersini kaldırarak, akıl ve vicdan sahibi eğitmen-öğrencisinin, geçmişten süregelen ve halen yaşanan bu rezalete daha fazla malzeme olmasının önüne geçilmiş olunur…”

Haydi bakalım, AK Parti’nin, kadın haklarını öncelediğini iddia ederek, Dilipak’a suç duyurusunda bulunmaya hazırlanan yetkilileri..

Binlerce kızımızın, “Ders adı altında tacize uğruyoruz” dediği konuya bir bakıversinler..

Belki o zaman, İstanbul Sözleşmesi adı altında, bu ülkede birileri neler yapmak istiyor, daha geniş bir pencereden görürler..

AK Parti’nin iktidarının 18. yılında bile, yaşanan skandalları önlemekte, biraz daha gayretli olurlar..

Dilipak’a da, suç duyurusu değil, teşekkürle karşılık verirler..

Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

yukarı çık