Sülün Osman’ın paylaşımı: 5CHP, İP, diğerleri!

Ekrem İmamoğlu’nun, inşaat yaptığı alanın önündeki belediyeye ait yeşil alanı, kendisine aitmiş gibi göstererek daire sattığı ve dolandırıcılıktan yargılandığını öğrenince.. Tesipitimi yapmıştım..

Sülün Osman’ın paylaşımı: 5CHP,  İP, diğerleri!
  • 30 Ocak 2021, Cumartesi 12:27


Modern Sülün Osman ile karşı karşıyayız..

1960’lı yıllarda, Galata Kulesi’ni bir köylüye satmaya kalkışan..

Dolmabahçe Sarayı önündeki saate bakanlardan para isteyip, ardından da o saatin büyük gelir getirdiğine inandırıp satan Sülün Osman..

2019 Türkiyesi’nde, Büyükşehir Belediye Başkan Adayı olarak karşımızda idi..

Seçim öncesinde, “İsrafı önleyeceğiz” ile başlayıp, “Liyakat.. Liyakat.. Liyakat çok önemli.. Liyakate çok büyük önem vereceğiz” diyen Ekrem İmamoğlu...

“Liyakat ötesi kavramları çatır çatır yıkacağız” diyen Ekrem İmamoğlu..

Algı mühendislerinden aldığı profesyonel destek ile, “Size bi’şey söyleyeyim mi? Liyakat çok güzel bir şey” paylaşımları yapan Ekrem İmamoğlu..

Koltuğa oturur oturmaz, seçimi kazanmak için açı ve gizli ittifak yaptığı tüm bileşenlere (İyi Parti’den başlayın, HDP’ye, hatta diğer küçük ortaklara varıncaya kadar, hepsine ince ince yapılmış hesaplamalarla) koltukları dağıtırken ayan beyan ortada olan hisse paylaşımını görüp, eleştirdiğimizde..

Hiçbir utanma emaresi göstermeden..

“Arkadaşlarımızın yaptığı incelemeler liyakat ve tecrübe üzerineydi ve bu kavramlar üzerinden hareketle tercihler yapıldı. Bize sunuldu. Biz de detayı ile inceledik baktık. Başarı beceri ve liyakat kısmı ile ilgilendik, atamalar da bu yönde yapıldı.” diyen Ekrem İmamoğlu..

Bize yutturamazdı ama..

Anlattıklarını bazılarına, inandırdı..

Önümüzdeki tablo..

Belediyenin genel sekreterlik koltuğundan başlayın, yardımcılıklarına, iştiraklerin başına atananlara kadar..

Hepsi milim milim yapılmış adeta bir miras paylaşımını bize göstermesine rağmen..

Ekrem İmamoğlu’nun, Sülün Osman tiplemesindeki anlatımlarına inanmak isteyenleri ikna edemedik..

Ve dün itibari ile..

Bir konuşma kaydı ortaya çıktı.

18 Ekim 2020’de, CHP İstanbul il değerlendirme toplantısı afişi altında yapılan toplantıda yapılmış konuşmalar..

Evet, Ekrem İmamoğlu’na ait bir ses yok. Ama.

Çıkıp inkar edebilir..

“Beni, CHP İstanbul İl Başkan Yardımcısı’nın konuşması ilgilendirmez” diyebilir..

Hatta.. O toplantıda bulunduğunu, görüntülerden tespit ettiğimiz İBB CHP Grup Başkanvekili Av. Doğan Subaşı’nı tanımadığını da söyleyebilir, Ekrem İmamoğlu..

“Hayatımda hiç görmedim, hiç karşılaşmadım. Kimmiş acaba” diyebilir.. Biz aktaralım..

Okuyucumuz takdir etsin..

İstanbul Ekim ayı il değerlendirme toplantısında, CHP İstanbul İl Başkan Yardımcısı Özgür Nas sakin sakin anlatıyor..

27 yıl önce, Adalet Bakanlığı koltuğunda oturan Mehmet Moğultay da, benzer bir toplantıda şecaat arzederken, sirkatini nasıl söylemişti?

“Arkadaşlar, Adalet Bakanlığı’na 5 bin kadro ihdas ettik. Bunu partimin teşkilatına vermeyeceğim de, işe ülkücüleri mi alacağım? Tabii ki o kadroları teşkilatımıza tahsis ettik.”

Katranı kaynatsan da olmaz şeker.. 

CHP’den ne bekleyebiliriz ki?

1993’de ne ise.. 2020’de de o..

Bir partili soruyor, “Mevsimlik işçi kadroları var.. 3-4 aylık işler için neden örgütten alım yapılmıyor?”

Mehmet Moğultay’ın 2020 versiyonu Özgür Nas, kadrolara teşkilattan adamları nasıl yerleştirdiklerini izah ediyor:

“Çoğu arkadaşımız, ilçe başkanlarımız arkadaşlarımız bunu biliyor ama siz de öğrenin. Atıyorum 100 kişi alınıyorsa 35 CHP, 15 İyi Parti, 15 diğerleri, 20-25 de İBB Kariyer üzerinden gidiyor ve süreç bu şekilde. Bizim 2 bin 300-2 bin 400’ü söylerken de bir 300-400 eksik var, o da belki geçmiş bir yılın sistemin oturmamasından dolayı bir sıkıntı var. O da ilerleyen günlerde çözülür.”

Demek ki ne imiş?

Ekrem İmamoğlu’nun liyakati nerede imiş?

“Liyakat ötesi kavramlar” çatır çatır yıkılmak yerine, nasıl çatır çatır itiraf ediliyormuş?

İlkokul çocuğuna anlatır gibi, anlatıyor Canan Kaftancıoğlu’nun yardımcısı:

“Bak şimdi, belediyeye 100 kişi alıyorsak.. 35 kişiyi, CHP’den alıyoruz. 15 kişiyi İyi Parti’den alıyoruz. 15 kişiyi de bize oy veren, diğer anlaşma yaptığımız partilerden alıyoruz. Etti mi 65.. 20-25 kadar da resmi kanaldan müracaat edenlerden alıyoruz..”

Hemen bir toplama yapıp, diyeceksiniz ki..

“Adam paylaştırmış, paylaştırmış, yine de 10 kişi daha kaldı..”

Biz boşuna mı, Sülün Osman dedik?

O da başkanın hakkı olsa gerek..

Şimdi buyrun, bize liyakati anlatın..

Buyrun, “Partizanlık yapmayacağız” vaadlerini izah edin..

Buyrun, İyi Parti’nin, millet hayrına Ekrem İmamoğlu’na oy verdiğine ikna edin..

Buyrun, Yavuz Ağıralioğlu’nun, “Bizim kültürümüzde” diye başlayan yüksek perdeden aktardığı güzel cümleler eşliğindeki “ilke”ler ışığında, şu işçi alımındaki paylaşımın bir açıklamasını yapın..

Buyrun, CHP İl Başkan Yardımcısı’nın “15 diğerleri” ifadesindeki gizli ittifak ortaklarının payını inkar edin..

Utanmayın.

Meral hanım.. Müsavat bey..

Yavuz bey.. Buyrun, inkar edin..

“Bizim HDP ile hiçbir ittifakımız yok” diyenler..

Miras paylaşımında, bal gibi beraber bölüşüyorsunuz işte..

“Sen nereden geldin kardeş? Aynı anne babadan değiliz ki” demiyorsunuz..

“Diğerleri” başlığı altında, HDP’ye de hisse veriliyor.. Siz de hiç ses çıkartmıyorsunuz..

Ve sen, Sülün Osman..

Beylikdüzü’ndeki imamını da al, Eyüp Sultan’a gel.. Yasin’i oku, ardından tövbe et..

Yok yok. Özgür Nas’ın anlattıklarından değil..

Bu daha yolsuzluğun küçücük bir damlası.. İşçi alımı ne ki? Bu işin iştirak paylaşımı var. Bu işin ihaleleri var.. Bu işin kredi alımları, partiliyere peşkeş çekilen belediye imkanları var.. 

Çık itiraf et, tövbe et Ekrem Bey..

NOT:

Önceki günkü yazıma yorum yapan Av. Zübeyde Kamalak, tespitlerimin doğru olmadığını not etmişti. “Yazımdaki yanlış olan ne?” diye sormak üzere kendisini arayınca..

Sitemlerini iletti..

Sürekli tekrarladığım bir iddiama atıf yaparak, isnadımın doğru olmadığını, kendisini üzdüğünü belirtti.. 

Ben, Zübeyde hanımın belirttiği anlamda bir kastım olmasa da.. Kendisi bu yönde sitemini belirttiği için, aynı şekilde amacımın dışında yazımı yorumlayan varsa, onların da bilgilenmesi açısından düzeltiyorum:

“2013 yılında başörtülü olarak duruşmaya girdiğinde kendisine engel çıkartan hakime karşı yürüttüğü hukuki mücadelede, eşi Mustafa Kamalak da, Zübeyde Kamalak’ın yanında olmuştur.”

Benim aslında kastım, o tarihte Danıştay’ın başörtülü olarak avukatlık kimliği alınabileceğine dair kararı olmasına rağmen, Ankara’daki solcu bir hakimin, keyfi olarak Zübeyde hanıma zorluk çıkarttığında, Mustafa Kamalak’ın yüksek sesle, olayı tüm Türkiye’ye mal edecek şekilde tepki vermesi gerektiğine yönelik beklentimdi..

Zübeyde Hanım, eşinin de, oğlu Furkan Kamalak’ın da, olabilecek en üst derecede, kendisine sahip çıktıklarını belirtti. 

Ben de bu husustaki bana yönelik eleştiriyi, gönlü kırılanlardan özür beyanı ile sizlere aktarmak istedim.

Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

yukarı çık